Online Randevu | Laboratuvar Sonuçları | Aile Hekimi Uygulaması

Haber ve Duyurular

BEBEĞİNİZİN HEM DOKTORU HEM DOSTUYUZ

BEBEĞİNİZİN HEM DOKTORU HEM DOSTUYUZ

2017’de almış olduğumuz ”BEBEK DOSTU HASTANE” unvanı sebebiyle hastanemize İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı ÇEKÜS Birimi(Çocuk Ergen Kadın Üreme Sağlığı) tarafından plaket takdim edildi… Gururla aldığımız bu plaketi hastanemiz adına Başhekimimiz Op. Dr. Rafet İDİN teslim aldı.

Bebek Dostu bir hastane olarak; anne sütü ve emzirme konusunda bilgi vererek, doğum esnasından hemen sonra bu konuda gerekli eğitimleri almış sağlık personellerimiz aracılığıyla annelerin bebeklerini en iyi şekilde emzirmelerine yardımcı olmaya çalışmaktayız.Önceliğimiz,doğum öncesi ve sonrası anne ve bebek için en iyi çevresel olanakları sağlamaktır.Bebek dostu hastaneler bebek dostu olmayan hastanelere göre anne ve bebeğin arasındaki duygusal bağlılığa,özellikle emzirmeye yüksek oranda önem vermektedir.Bir diğer amacımız ise, hastane çıkışından sonra annelerde emzirme alışkanlığının devamlılığını sağlamaktır.

ilk_6_ay_sadece_anne_sutu_h2521

Oku

MUCİZE ÜÇÜZLERİMİZ AİLELERİNE TESLİM EDİLDİ…

MUCİZE ÜÇÜZLERİMİZ AİLELERİNE TESLİM EDİLDİ…

İlk olarak 2018 yılının ocak ayında hastanemize gelmiş olan Sevgi ve Emre Çalışır çifti, dört yıllık evliliklerini bir de çocukla taçlandırmak isteyerek hastanemize müracat ettiler .Şubat ayında hastanemizin Kadın Doğum Polikliniği’nde Op. Dr. Sultan ÖZKAN KARATAŞ tarafından tedavileri başlatılan çift,mart ayında üçüz gebelik müjdesini aldı.Tedavisi ve takibi Op. Dr. Sultan ÖZKAN KARATAŞ tarafından yapılan Sevgi hanım,32 hafta 1 günün sonunda su gelimi olması sebebiyle erken doğuma alındı.Op. Dr. Sultan ÖZKAN KARATAŞ’ın gerçekleştirdiği operasyon sonucunda, üçüz bebeklerimiz; Yavuz Selim Çalışır (1270 gr.), Oğuzhan Çalışır(1175 gr.) ve Zeynep Zümra Çalışır(1215 gr.) prematüre olarak dünyaya geldiler. doğum
Dünyaya gözlerini açtıktan sonra Özel Medigün Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’ne alınan ve takibi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Metin TAN tarafından yapılan bebeklerimiz bugün taburcu oldular.Mucize bebeklerimizden Yavuz Selim 54 günün ardından 2030 grama ulaşınca ailesine teslim edilerek, ilk taburcu olan üçüzümüz oldu… 56. gün kardeşleri Zeynep Zümra 1980 gr, Oğuzhan 2020 gr. kiloya ulaşarak ailelerine teslim edildiler.Gebeliğin başlamasından, doğuma, doğumdan sonra bebeklerimizin ailelerine teslimine kadar ailenin yanlarında olan Op. Dr. Sultan ÖZKAN KARATAŞ,Uzm. Dr. Metin TAN ve Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi hemşirelerimiz bu mutlu günlerinde de ailenin mutluluğuna büyük bir sevinçle ortak oldular.Başta doktorları Sultan ÖZKAN KARATAŞ’a ve Metin TAN’a, daha sonra tüm hastane personellerimize çok büyük teşekkürlerini sunan Çalışır ailesine; önce özel bekeklerine sonra hastanemize olan inançlarından dolayı biz de teşekkür ederken,bu yoğun bekleyişte göstermiş oldukları sabırdan dolayı taktirlerimizi sunarız.Büyük mutluluk duyduğumuz bugünde üçüz bebeklerimize ve tüm Çalışır ailesine mutlu ve uzun bir ömür dileriz.Sağlıklı günler…
üçüzler 2

Oku

ÜLKEMİZDE HER YIL ORTALAMA 150.000 BEBEK PREMATÜR OLARAK DOĞUYOR

ÜLKEMİZDE HER YIL ORTALAMA 150.000 BEBEK PREMATÜR OLARAK DOĞUYOR

”17 Kasım Dünya Prematüre Günü” hayata erken başlayan minik bebeklerimizin sorunları hakkında farkındalık oluşturmak için büyük bir fırsattır.Erken dünyaya gelen prematüre bebekler,zamanında doğan bebeklere göre; solunum sistemi,gastrointestinal sistem, santral sinir sistemi,işitme,görme ve daha sonraki yaşlarda öğrenme ile ilgili bilişsel fonksiyonlarda ciddi sorunlarla karşılaşabiliyor.Preterm doğum bilincini artırmak,onu yenmenin ilk adımıdır.Dünyadaki prematür doğum sorunu,Türkiye’de de her yıl prematüre doğumdan etkilenen 150.000 aile için de büyük bir sorundur.Çok erken doğmuş prematüre bir bebek sahibi olmak aileler için büyük bir travmadır.Prematüre bebek sahibi olmak aileler için ağır bir yükü ve sorumluluğu da beraberinde getirir.Her yıl dünya çapında her 10 bebekten biri,bir yılda toplam 15 milyon bebek prematüre bebek olarak,anne karnında 37 haftasını tamamlamadan dünyaya gelmektedir.Bu bebeklerin 1 milyondan fazlası hayatını kaybetmekte pek çoğu ömür boyu ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşabilmektedir.Ülkemizde ise her yıl 150.000 bebek prematüre olarak doğmakta ve bu oranın yaklaşık %12 civarında olduğu tespit edilmiştir.Ülkemizdeki doğumların %2’sini ise 32 haftadan önce ve bizim çok düşük doğum ağırlığı olarak nitelendirdigimiz 1500 gramın altındaki bebekler oluşturmaktadır.

37 hafta altındaki doğumlarda doğum eylemi çoğu zaman çeşitli sağlık sorunları nedeniyle kendi kendine başlar.  Anne ve/veya bebeğin hayati tehlikesinin olduğu bazı durumlarda kadın doğum uzman doktoru erken doğum kararı verebilir.Polihidroamniyozis dedigimiz amniyon sıvısının fazla olması nedeniyle çoğunlukla rahim kendi kapasitesinden daha fazla genişlemekte ve normal gebelik zamanı dolmadan rahimde kasılmalar başlamaktadır.

Erken membran rüpturu dediğimiz suyun erken gelmesi doğum eylemini başlatan başka bir etkendir.Enfeksiyonlar da erken doğum eylemini başlatabilir.Enfeksiyon varlığında anne karnında bebeği çevreleyen zar yırtılır ve sular erken gelirken,bebek kolayca mikrop kapar ve erken doğum eylemi başlar.Plasentanın erken ayrılması gibi durumlarda da doğum eylemi erken başlayabilir.
Annenin 18 yaş altında ya da 35 yaş üstü olması,düşük sosyokültürel düzeyde bulunması,yeterli beslenmemesi sigara ve alkol kullanması,anne de yüksek tansiyon,kansızlık olması gibi önlenebilecek sebepler nedeniyle de doğum eylemi erken başlayabilir.
Doğum eylemi başlamadan hekimin erken doğum kararı verdiği durumlar ise,gebeliğin devam etmesi hâlinde annenin ya da bebeğin hayati tehlikeye girdigi durumlardır.
Anne ve bebeğin hayatının tehlikede olduğu her durumda bebeğin doğum haftasına bakılmaksızın doğum gerçekleştirilir.

Preterm doğum oranları, düzenli kadın doğum kontrolleri ve iyi bir bakım ile önemli ölçüde azaltılabilir.Özel Medigün Hastanesi Yenidogan Yoğun Bakım Ünitesi ekibi olarak sadece yaşatmak değil,hayatta kalan prematüre bebeklerimizin yaşam kalitesini de artırmak bizim temel önceliğimizdir.Minik ama küçük melekler yaşamak için tüm güçleri ile hayata sımsıkı tutunuyorlar.Yenidoğan yoğun bakimda prematüre bebeği olan tüm ailelere son olarak şunu söylemek istiyorum:
”Bebeginizin iyi olacagina inanmaktan vazgeçmeyin.Çok yorulacaksiniz ama sonunda herşeye değdigini göreceksiniz.”

Oku

DİYABETTE(ŞEKER HASTALIĞINDA) BESLENME TEDAVİSİ

DİYABETTE(ŞEKER HASTALIĞINDA) BESLENME TEDAVİSİ

Diyabet, halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen,ülkemizde görülme sıklığı giderek artan,yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilen kronik bir hastalıktır.
Diyabetli bireylerin beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi; kan şekerinin normale yakın seviyede tutulmasını, hiperglisemi ve hipogliseminin oluşmamasını, diğer komplikasyonların ortaya çıkmamasını,sağlıklı kilonuza ulaşabilmenizi ve koruyabilmenizi,çocukluk çağındakilerin yeterli büyüme ve gelişmelerini, gebelik döneminde yeterli ve dengeli beslenebilmelerini sağlayacaktır.
DİYABET ( ŞEKER ) HASTALARININ BİLMESİ GEREKENLER :
Diyabetli hastaların hiperglisemiyi(yüksek kan şekeri) önlemek için basit şekerlerden kaçınmaları gerekmektedir.Glisemik indeksi yüksek gıdalardan uzak durulması gerekmektedir.Bunlardan bazıları şeker ve şekerli tatlılar(bal,reçel,şurup,çikolata,pekmez vb.),Kurabiye,kek,pasta,beyaz ekmek ve benzeri çörekler,meşrubatlar,hazır meyve suları,alkol gibi.
Beyaz ekmek yerine kepek veya tam tahıllı ekmek,pirinç yerine bulgur ,meyve suyu yerine meyvenin kendisini tüketmelidirler.
Şeker hastalarında koroner kalp hastalığı oluşum riski yüksek olduğu için ,katı yağlardan,salam,sucuk,sosis gibi yiyeceklerden,sakatatlardan(karaciğer,beyin vb.),aşırı tuz ve tuz içeriği fazla olan konserve,salamura vb) besinlerden uzak durulması gerekmektedir.Yemeklerde sıvı yağ kullanılmalıdır.Pişirme yöntemlerinden kızartma/kavurma şekli asla tercih edilmemelidir.
Diyabet hastalarının en çok dikkat etmeleri gereken konulardan biri öğün düzenidir.Asla öğün atlanmamalıdır.Kan glikoz düzeyinin normal sınırlarda tutulması için öğün sıklığı ve sayısı önemlidir.3 ana ve 2-3 ara öğün tüketilmesi uygundur.
Yapay tatlandırıcı ve diyet ürünlerinin,cinsine göre günlük en fazla kullanılabilecek miktarlarının farklı olduğu unutulmamalıdır.Enerji içeren tatlandırıcıların bulunduğu yiyecekler diyetisyene danışılmadan tüketilmemelidir.
Düzenli olarak fiziksel aktivitenin arttırılması gerekir(Yürüyüş,bisiklete binme,yüzme,bahçede çalışma vb.) Fiziksel aktivite kan şekeri dengede kalmasını sağlar,kolesterol ve trigliseridin düşmesine yardımcı olur.Ancak aç karnına egzersiz yapılmamalıdır.
Diyabet hastalarının ağırlığı kontrol altında tutulmaldır.Obezite söz konusu ise mutlaka çözüme kavuşturulması gerekmektedir.Çünkü obezitenin diyabet hastalığını tetikleyen bir durum olduğu kanıtlanmıştır.
Diyabetli bireylerin diyet listesi,öğün sıklığı ve düzeni diyetisyen tarafından kişiye özgü olarak düzenlenmelidir.Kişiye özel hazırlanmış bir beslenme programı diyabetlilerin sağlıklı ve kaliteli bir yaşam tarzı gösterebilmeleri için tedavinin temelini oluşturur.
DİYABET GÜNÜ

Oku

10 Kasım’da Soma Özel Medigün Hastanesi’nde Hayat Durdu…

10 Kasım’da Soma Özel Medigün Hastanesi’nde Hayat Durdu…

Medigün Hastanesi olarak, Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 80. yıl dönümünde saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde andık.Hastane önünde gerçekleştirilen Atatürk’ü anma etkinkinlikleri saat 9:05’te başladı.Anma progamında saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okundu.Törene, hastane yönetimi, doktorlar ve hastane personelleri katıldı.Atamızı bir kez daha saygı ve özlemle yad ediyoruz. Ruhu şad olsun…

Yedigün Sağlıkla Kalın…
www.medigunhastanesi.com

Oku

Ramazanda Nasıl Beslenmeliyiz?

Ramazanda Nasıl Beslenmeliyiz?

Ramazan ayında yerine getirilen oruç ibadeti günlük beslenme düzenimizden oldukça farklı. Uzun süre aç kalınması iftarda çok fazla ve hızlı yemek yeme isteğini de beraberinde getiriyor. Tek seferde fazla yemek yenmesi ve hareketsizlik gibi faktörlerle de yemekler sindirilmeden yatılıyor. Gece uyanıp sahura kalktığımızda ise genelde acıkmamış oluyoruz. Ancak yemek yememiz lazım çünkü uzun süren açlık bizi bekliyor. Bu düşünceyle de ne varsa yemeye çalışıyoruz. Sonrasında şişkinlik, hazımsızlık problemleri yaşıyoruz.Değişen yemek düzeninde bu problemlerin yaşanması aslında iftar ve sahur düzeninden değil, bizim yaptığımız hatalardan kaynaklanıyor. Çünkü oruç bedeni rahatlatan bir ibadettir.Orucumuzu daha rahat geçirmek için iftar ve sahur önerilerini dikkate alalım.
İftar Önerileri
Orucunuzu bol su ve bir tane hurma ile açmaya özen gösterin.
Orucunuzu açtıktan sonra mutlakaçorbayla devam edin ve çorbanızı içtikten sonra 5-10 dakika yemeğe mola verin. Bütün gün boş kalmış olan midenizi bir anda yemekle doldurursanız midenizi ve sindirim sisteminizi zorlamış olursunuz.
Ana yemeklerinizi yavaş yavaş ve çiğneyerek tüketin çünkü beyninize doyma sinyali gitmeden midenizi çoktan doldurmuş olabilirsiniz.
Sadece yemek ile doymaya çalışmayın yanında salata, yoğurt, ayran, cacık gibi yiyecekleri de tüketin.
Kızartma, hamur işi gibi fazla yağlı ve unlu yiyecekler yerine et, sebze, kurubaklagil gibi tencere yemeklerini tercih edin.
İftardan 1-2 saat sonra yürüyüş veya hafif egzersiz yaparak bedeninize yardımcı olun.
Gün boyu oluşan tatlı isteğini şerbetli hamur tatlıları yerine taze mevsim meyveleri, sütlü hafif tatlılar, dondurma ile karşılayın.
Çok su içmiş gibi görünsek de genelde su tüketimi yetersiz seviyede kalmakta. Bu yüzden yeterli su içtiğimizden emin olalım. Çünkü tüketebileceğimiz süre kısalmış olsa da vücudumuzun ihtiyacı değişmiyor.

Sahur Önerileri
Mutlaka sahur yapın, sahur yapmadan oruç tutarak açlık sürenizi daha da uzatmayın.
Gün boyu tok kalmak, susamamak ve vücudun ihtiyaçlarını karşılamak için çok yemek yemek değil doğru yiyecekler yemek gerekir.
Yumurta, az tuzlu peynir, süt, yoğurt, badem, fındık, ceviz, yeşillik, domates, salatalık, meyve, tambuğday, çavdar, tamtahıllı ekmek orucunuzu iyi geçirmek için size yardımcı olacaktır.
Tuzlu, baharatlı yiyecekler, hamur işi, pilav, makarna, tatlı ve şekerli gıdaları sahurda tüketmeyin.
Her zaman olduğu gibi yeterli su içmeye özen gösterin.
Sahurdan sonra hemen yatmayın bir süre dinlenin bedeninizin yemekleri hazmetmesine imkan verin.
Yemeklerin, sevginin ve dostlukların paylaşıldığı birlik ve beraberlik içinde geçirdiğimiz bir ramazan olması dileğiyle…
Hayırlı Ramazanlar
Diyetisyen Berna ERYILMAZ

Oku

HASTANEMİZDE DEPREM VE YANGIN TATBİKATI YAPILDI

HASTANEMİZDE DEPREM VE YANGIN TATBİKATI YAPILDI

Hastanemizde Deprem ve Yangın Tatbikatı Yapıldı

Hastanemizde bir afet senaryosu yazılarak deprem ve yangın tatbikatı gerçekleştirilmiştir.

Özel Medigün Hastanesi personellerine Deprem ve yangın gibi doğal afet durumlarında davranış şekilleri konusunda eğitim vermek ve uygulamalı olarak göstermek, tüm personelin çalıştığı ortamda karşılaşabileceği tehlikeleri ve riskleri anlatmak, yangın söndürme cihazını en az bir kere eline alıp kullanmasını sağlamak amaçlanmıştır.

Hastanemizde bulunan personellerin tatbikata katılması planlanmıştır. Tatbikatın senaryosu önceden hazırlanmış, tüm birimlere duyurulmuş, olayın önemi, gerçekten böyle bir olay olursa neler yapmaları gerektiği anlatılmıştır.Hastanenin her tarafında ses sistemi mevcut olup, santral anonsu ile tatbikat yönetilmiş ve hastalar saatler öncesinden bilgilendirilmişlerdir. Yoğun bakım ünitelerinden uygulamalı olarak hasta transferi yapılmıştır.

Deprem tatbikatı gerçekleştirildikten sonra toplanma bölgesinde ateş yakılarak yangın söndürme tüplerini personelin kullanması sağlanmıştır.

Personeller arasında karşılıklı yardımlaşma ve işbirliği, meydana gelebilecek herhangi bir doğal afet olayında panik ve kargaşanın yaratılmadan nasıl davranılması gerektiği uygulamalı olarak gerçekleştirilmiştir.

Yedigün Sağlıkla Kalın…

Oku

EEG VE EMG TETKİKLERİ

EEG VE EMG TETKİKLERİ

EEG ve EMG tetkikleri

EEG (Elektroensefalografi) beynin uyku ve uyanıklıkta oluşan sinyallerinin bilgisayar ortamında kaydedilmesidir. Saçlı deri üzerine metal elektrotlar yapıştırılarak buradan kayıt edilmesidir.

EEG esnasında hastaya kesinlikle radyasyon veya invaziv bir girişim yapılmamaktadır bu nedenle EEG ile bebeklere ve çocuk hastalara çekim yapmak mümkün. kesinlikle ağrısız bir tetkiktir.
EEG’yi biz beyin aktivitesini bozan özellikle epilepsi ve  sara gibi rahatsızlıkların tanı ve takibinde, bilinç bozukluklarında, baş ağrısı ve unutkanlık gibi rahatsızlıkların ayırıcı tanısında kullanmaktayız.
Bir diğer nörolojik tetkik olan EMG (Elektronöromiyografi) ise vücudumuzdaki sinirlerin ve kasların elektrik ve iğne yordamıyla incelenmesini sağlayan bir tetkiktir. EMG de aynı EEG de ki  gibi radyasyon içermeyen bir tetkiktir. Bu nedenle gebe hastalarda da  EMG çekimi rahatlıkla sağlanabilir. EMG’yi biz özellikle sinir hasarı, sinir yaralanmaları, sinir sıkışmaları, omurilik rahatsızlıkları, kas erimelerine sebep olan omurilik hastalıklarında, sinir kas kavşağı hastalıklarında ve kas hastalıklarında kullanmaktayız. EMG iki aşamadan oluşmaktadır. 1. aşama sinir iletisi çalışması dediğimiz elektiriksel uyarı vererek yaptığımız bir çalışmadır. bu elektriksel uyarı esnasında hastaya kayıt elektrotları takılır, toprak elektrotu takılır ve aktif elektrotla elektrik verilerek sinirin oluşturduğu akımın hızı hesaplanır, bu sinire ait herhangi bir hasar olup olmadığı araştırılır. 2. aşama ise iğne EMG aşamasıdır. İğne EMG’de ince uçlu steril tek kullanımlık iğneleri kullanmaktayız bu iğneler incelenmek istenen kasa batırılır. Kasın hem istirahatte hem de aktivite halinde oluşan potansiyeli incelenir. Bu kasta da bir rahatsızlık olup olmadığı, bu kasa ait sinirlerde bir hastalık olup olmadığı araştırılır.
 Hepinize Sağlıklı Günler Dileriz.
Yedigün Sağlıkla Kalın…

Uzm. Dr. Aslı Aydın SAVRAN

Oku

EKMEĞİN DİYETTEKİ YERİ VE ÖNEMİ

EKMEĞİN DİYETTEKİ YERİ VE ÖNEMİ

Ekmeğin Diyetteki Yeri ve Önemi

Her yıl özellikle de zayıflama hevesinin arttığı bahar aylarında ve tatilin yaklaşmasıyla yaz aylarında zayıflattığı iddia edilen yeni yeni diyetler, ilaçlar, çaylar ortaya çıkar ve bir sonraki sene de ortadan kaybolur. Ancak ne yazık ki bilinçsiz uygulamalar, pek çok sağlık sorununa yol açar.

‘Diyet’ denince akla ilk gelen “zayıflama” dır. Öncelikle bu yanlışı düzeltmek gerekir. Diyet; kişinin sağlık durumu, beslenme düzeni, sosyal ve psikolojik hali, fiziksel aktivite düzeyi gibi pek çok faktör göz önüne alınarak planlanan kişiye özel bir beslenme düzenidir.

Her ne kadar son yıllarda ekmeğin günlük beslenme planından çıkartılarak rahatlıkla zayıflanabileceği yönünde popüler diyet kültürünün oluşturduğu ciddi bir yanılgı varsa da günlük beslenme de ekmeğin önemi  yadsınamaz bir gerçektir.  Ekmek yemeden kilo verme söz konusu olduğunda sağlık ikinci plana atılıp zayıflama odaklı çaba gösteriliyor. Evet zayıflayarak güzel bir görünüme sahip olmayı hedefliyoruz bu güzel bir durum iken sağlığımızı göz ardı etmemiz yaptığımız en büyük yanlışlardan biridir.  Bizler ideal kilomuza ulaşarak öncelikli hedefimiz sağlığımıza kavuşmak ve bu durumun sürekliliğini sağlamayı amaçlamaktayız. Ekmeksiz diyet uygulamaları kalp damar rahatsızlıkları, böbrek rahatsızlıkları, yeme ve davranış bozuklukları gibi birçok sağlık probleminde artışa sebep olabiliyor.

Sağlıklı ve kalıcı bir şekilde kilo vermek istiyorsanız; Ekmek şart.

Ekmeğinizi tam buğday, tam tahıl veya çavdar ekmeği olarak tercih etmeniz beyaz ekmeğe göre daha sağlıklı bir seçim olacaktır.

Tam tahıllı ekmek içeren diyetin diyet lif oranı yüksek olduğu için tokluk hissi sağlar, iştah kontrolü sağlayarak acıkma sıklığını dengeler dolayısı ile kan şekerinin dengede kalmasına yardımcı olur. Ayrıca karın bölgesi yağlanmayı azaltır.

Diyetinizde tam tahıllı ekmek tüketmek, geri dönüşümsüz kilo vermenize yardımcı olur. Tam tahıllı ekmekleri sadece kilo vermek için değil aynı zamanda sağlıklı kalmak, sağlığımızı korumak için de tüketmeliyiz. Tüm bunlara ek olarak tam tahıllı ekmek tüketimi stresi azaltır depresyonu önler. Sağladığı lif içeriği sayesinde sindirim sistemimizin düzenli çalışmasına katkıda bulunur. Kandaki kolesterol düzeyinin kontrolüne yardımcı olur. Tam tahıllı ekmekler B12 hariç B grubu vitaminlerinin temel kaynağı olduğu için troid rahatsızlığı olanlar için ideal bir besindir.  Yüksek tansiyon hastalıklarına karşı etkilidir. Ayrıca ekmek yemek vücudunuzun ekonomik yoldan enerji gereksinimini karşılar.

Dikkat etmemiz gereken en önemli nokta şudur; tükettiğimiz miktar. Her şeyde olduğu gibi fazla tükettiğimiz ekmek de kilo alımını tetikler. Günlük tüketmemiz gereken miktar kişinin boy, kilo, yaş, fiziksel aktivite durumları incelenerek kişinin günlük alması gereken kalori miktarına göre belirlenmelidir.

Ekmek Türk toplumunun temel besinidir. Hem ruhumuzu hem de bedenimizi doyuran en değerli besinimiz ekmeğimiz diyetimizin baş tacıdır. Doya Doya zayıfladığınız sağlıklı zamanlar sizlerle olsun.

 

Diyetisyen Habibe Coşkun

Oku

HORLAMA NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

HORLAMA NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

HORLAMA NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

Horlama hava yolunda darlık oluştuğu durumlarda ortaya çıkan gürültü biçimindeki sestir. Erişkin insanların %25’inde görülür. Erkeklerde daha sık rastlanmaktadır ve şişmanlık risk faktörüdür.

NEDENLERİ

Yumuşak damak ve küçük dil uzunluğu

Aşırı büyümüş bademcikler

Dil kökü hipertrofisi

Burun kemik eğriliği

Burun eti büyümesi

Burun bolipleri horlama nedenidir.

Çocuklarda ise geniz eti ve bademcik problemleri horlamaya neden olur.

Uyku sırasında dil ve boğaz kaslarında gevşeme meydana gelir. Yumuşak damak, küçük dilin uzaması bu gevşemeyle beraber hava yolunu daraltarak horlamaya neden olur. Gevşek kaslar özellikle sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına kaçmasına engel olamaz.

Alkol ya da sakinleştirici ilaç alımı, bu kas gevşemesi dolayısıyla horlamayı arttırır.

Erkeklerde yağlanmanın boyun ve karın bölgesinde yoğunlaşması nedeniyle daha fazla horlama olur. Horlama bütün ev halkını rahatsız edebilir, yaşam kalitesini olumsuzlaştırır. Tıbbi olarakta çok fazla sorunla karşılaşılabilir. Horlayan kişilerde yüksek tansiyon daha fazla görülmektedir.

TEDAVİSİ

Tedavide kilo verme önemlidir. Sırt üstü yatma engellenmeli, sakinleştirici ilaç ve alkol alımı uykudan önce olmamalıdır.

Tedavide yumuşak damak ve küçük dil sarkmaları cerrahi olarak düzeltilmelidir. Aşırı büyük bademcikler alınmalıdır. Burun kemik eğriliği, burun eti büyümesi, burun polipleri ameliyatla tedavi edilmelidir.

Opr. Dr. Can Ercan

Oku