Online Randevu | Laboratuvar Sonuçları | Aile Hekimi Uygulaması

Haber ve Duyurular

Ramazanda Nasıl Beslenmeliyiz?

Ramazanda Nasıl Beslenmeliyiz?

Ramazan ayında yerine getirilen oruç ibadeti günlük beslenme düzenimizden oldukça farklı. Uzun süre aç kalınması iftarda çok fazla ve hızlı yemek yeme isteğini de beraberinde getiriyor. Tek seferde fazla yemek yenmesi ve hareketsizlik gibi faktörlerle de yemekler sindirilmeden yatılıyor. Gece uyanıp sahura kalktığımızda ise genelde acıkmamış oluyoruz. Ancak yemek yememiz lazım çünkü uzun süren açlık bizi bekliyor. Bu düşünceyle de ne varsa yemeye çalışıyoruz. Sonrasında şişkinlik, hazımsızlık problemleri yaşıyoruz.Değişen yemek düzeninde bu problemlerin yaşanması aslında iftar ve sahur düzeninden değil, bizim yaptığımız hatalardan kaynaklanıyor. Çünkü oruç bedeni rahatlatan bir ibadettir.Orucumuzu daha rahat geçirmek için iftar ve sahur önerilerini dikkate alalım.
İftar Önerileri
Orucunuzu bol su ve bir tane hurma ile açmaya özen gösterin.
Orucunuzu açtıktan sonra mutlakaçorbayla devam edin ve çorbanızı içtikten sonra 5-10 dakika yemeğe mola verin. Bütün gün boş kalmış olan midenizi bir anda yemekle doldurursanız midenizi ve sindirim sisteminizi zorlamış olursunuz.
Ana yemeklerinizi yavaş yavaş ve çiğneyerek tüketin çünkü beyninize doyma sinyali gitmeden midenizi çoktan doldurmuş olabilirsiniz.
Sadece yemek ile doymaya çalışmayın yanında salata, yoğurt, ayran, cacık gibi yiyecekleri de tüketin.
Kızartma, hamur işi gibi fazla yağlı ve unlu yiyecekler yerine et, sebze, kurubaklagil gibi tencere yemeklerini tercih edin.
İftardan 1-2 saat sonra yürüyüş veya hafif egzersiz yaparak bedeninize yardımcı olun.
Gün boyu oluşan tatlı isteğini şerbetli hamur tatlıları yerine taze mevsim meyveleri, sütlü hafif tatlılar, dondurma ile karşılayın.
Çok su içmiş gibi görünsek de genelde su tüketimi yetersiz seviyede kalmakta. Bu yüzden yeterli su içtiğimizden emin olalım. Çünkü tüketebileceğimiz süre kısalmış olsa da vücudumuzun ihtiyacı değişmiyor.

Sahur Önerileri
Mutlaka sahur yapın, sahur yapmadan oruç tutarak açlık sürenizi daha da uzatmayın.
Gün boyu tok kalmak, susamamak ve vücudun ihtiyaçlarını karşılamak için çok yemek yemek değil doğru yiyecekler yemek gerekir.
Yumurta, az tuzlu peynir, süt, yoğurt, badem, fındık, ceviz, yeşillik, domates, salatalık, meyve, tambuğday, çavdar, tamtahıllı ekmek orucunuzu iyi geçirmek için size yardımcı olacaktır.
Tuzlu, baharatlı yiyecekler, hamur işi, pilav, makarna, tatlı ve şekerli gıdaları sahurda tüketmeyin.
Her zaman olduğu gibi yeterli su içmeye özen gösterin.
Sahurdan sonra hemen yatmayın bir süre dinlenin bedeninizin yemekleri hazmetmesine imkan verin.
Yemeklerin, sevginin ve dostlukların paylaşıldığı birlik ve beraberlik içinde geçirdiğimiz bir ramazan olması dileğiyle…
Hayırlı Ramazanlar
Diyetisyen Berna ERYILMAZ

Oku

HASTANEMİZDE DEPREM VE YANGIN TATBİKATI YAPILDI

HASTANEMİZDE DEPREM VE YANGIN TATBİKATI YAPILDI

Hastanemizde Deprem ve Yangın Tatbikatı Yapıldı

Hastanemizde bir afet senaryosu yazılarak deprem ve yangın tatbikatı gerçekleştirilmiştir.

Özel Medigün Hastanesi personellerine Deprem ve yangın gibi doğal afet durumlarında davranış şekilleri konusunda eğitim vermek ve uygulamalı olarak göstermek, tüm personelin çalıştığı ortamda karşılaşabileceği tehlikeleri ve riskleri anlatmak, yangın söndürme cihazını en az bir kere eline alıp kullanmasını sağlamak amaçlanmıştır.

Hastanemizde bulunan personellerin tatbikata katılması planlanmıştır. Tatbikatın senaryosu önceden hazırlanmış, tüm birimlere duyurulmuş, olayın önemi, gerçekten böyle bir olay olursa neler yapmaları gerektiği anlatılmıştır.Hastanenin her tarafında ses sistemi mevcut olup, santral anonsu ile tatbikat yönetilmiş ve hastalar saatler öncesinden bilgilendirilmişlerdir. Yoğun bakım ünitelerinden uygulamalı olarak hasta transferi yapılmıştır.

Deprem tatbikatı gerçekleştirildikten sonra toplanma bölgesinde ateş yakılarak yangın söndürme tüplerini personelin kullanması sağlanmıştır.

Personeller arasında karşılıklı yardımlaşma ve işbirliği, meydana gelebilecek herhangi bir doğal afet olayında panik ve kargaşanın yaratılmadan nasıl davranılması gerektiği uygulamalı olarak gerçekleştirilmiştir.

Yedigün Sağlıkla Kalın…

Oku

EEG VE EMG TETKİKLERİ

EEG VE EMG TETKİKLERİ

EEG ve EMG tetkikleri

EEG (Elektroensefalografi) beynin uyku ve uyanıklıkta oluşan sinyallerinin bilgisayar ortamında kaydedilmesidir. Saçlı deri üzerine metal elektrotlar yapıştırılarak buradan kayıt edilmesidir.

EEG esnasında hastaya kesinlikle radyasyon veya invaziv bir girişim yapılmamaktadır bu nedenle EEG ile bebeklere ve çocuk hastalara çekim yapmak mümkün. kesinlikle ağrısız bir tetkiktir.
EEG’yi biz beyin aktivitesini bozan özellikle epilepsi ve  sara gibi rahatsızlıkların tanı ve takibinde, bilinç bozukluklarında, baş ağrısı ve unutkanlık gibi rahatsızlıkların ayırıcı tanısında kullanmaktayız.
Bir diğer nörolojik tetkik olan EMG (Elektronöromiyografi) ise vücudumuzdaki sinirlerin ve kasların elektrik ve iğne yordamıyla incelenmesini sağlayan bir tetkiktir. EMG de aynı EEG de ki  gibi radyasyon içermeyen bir tetkiktir. Bu nedenle gebe hastalarda da  EMG çekimi rahatlıkla sağlanabilir. EMG’yi biz özellikle sinir hasarı, sinir yaralanmaları, sinir sıkışmaları, omurilik rahatsızlıkları, kas erimelerine sebep olan omurilik hastalıklarında, sinir kas kavşağı hastalıklarında ve kas hastalıklarında kullanmaktayız. EMG iki aşamadan oluşmaktadır. 1. aşama sinir iletisi çalışması dediğimiz elektiriksel uyarı vererek yaptığımız bir çalışmadır. bu elektriksel uyarı esnasında hastaya kayıt elektrotları takılır, toprak elektrotu takılır ve aktif elektrotla elektrik verilerek sinirin oluşturduğu akımın hızı hesaplanır, bu sinire ait herhangi bir hasar olup olmadığı araştırılır. 2. aşama ise iğne EMG aşamasıdır. İğne EMG’de ince uçlu steril tek kullanımlık iğneleri kullanmaktayız bu iğneler incelenmek istenen kasa batırılır. Kasın hem istirahatte hem de aktivite halinde oluşan potansiyeli incelenir. Bu kasta da bir rahatsızlık olup olmadığı, bu kasa ait sinirlerde bir hastalık olup olmadığı araştırılır.
 Hepinize Sağlıklı Günler Dileriz.
Yedigün Sağlıkla Kalın…

Uzm. Dr. Aslı Aydın SAVRAN

Oku

EKMEĞİN DİYETTEKİ YERİ VE ÖNEMİ

EKMEĞİN DİYETTEKİ YERİ VE ÖNEMİ

Ekmeğin Diyetteki Yeri ve Önemi

Her yıl özellikle de zayıflama hevesinin arttığı bahar aylarında ve tatilin yaklaşmasıyla yaz aylarında zayıflattığı iddia edilen yeni yeni diyetler, ilaçlar, çaylar ortaya çıkar ve bir sonraki sene de ortadan kaybolur. Ancak ne yazık ki bilinçsiz uygulamalar, pek çok sağlık sorununa yol açar.

‘Diyet’ denince akla ilk gelen “zayıflama” dır. Öncelikle bu yanlışı düzeltmek gerekir. Diyet; kişinin sağlık durumu, beslenme düzeni, sosyal ve psikolojik hali, fiziksel aktivite düzeyi gibi pek çok faktör göz önüne alınarak planlanan kişiye özel bir beslenme düzenidir.

Her ne kadar son yıllarda ekmeğin günlük beslenme planından çıkartılarak rahatlıkla zayıflanabileceği yönünde popüler diyet kültürünün oluşturduğu ciddi bir yanılgı varsa da günlük beslenme de ekmeğin önemi  yadsınamaz bir gerçektir.  Ekmek yemeden kilo verme söz konusu olduğunda sağlık ikinci plana atılıp zayıflama odaklı çaba gösteriliyor. Evet zayıflayarak güzel bir görünüme sahip olmayı hedefliyoruz bu güzel bir durum iken sağlığımızı göz ardı etmemiz yaptığımız en büyük yanlışlardan biridir.  Bizler ideal kilomuza ulaşarak öncelikli hedefimiz sağlığımıza kavuşmak ve bu durumun sürekliliğini sağlamayı amaçlamaktayız. Ekmeksiz diyet uygulamaları kalp damar rahatsızlıkları, böbrek rahatsızlıkları, yeme ve davranış bozuklukları gibi birçok sağlık probleminde artışa sebep olabiliyor.

Sağlıklı ve kalıcı bir şekilde kilo vermek istiyorsanız; Ekmek şart.

Ekmeğinizi tam buğday, tam tahıl veya çavdar ekmeği olarak tercih etmeniz beyaz ekmeğe göre daha sağlıklı bir seçim olacaktır.

Tam tahıllı ekmek içeren diyetin diyet lif oranı yüksek olduğu için tokluk hissi sağlar, iştah kontrolü sağlayarak acıkma sıklığını dengeler dolayısı ile kan şekerinin dengede kalmasına yardımcı olur. Ayrıca karın bölgesi yağlanmayı azaltır.

Diyetinizde tam tahıllı ekmek tüketmek, geri dönüşümsüz kilo vermenize yardımcı olur. Tam tahıllı ekmekleri sadece kilo vermek için değil aynı zamanda sağlıklı kalmak, sağlığımızı korumak için de tüketmeliyiz. Tüm bunlara ek olarak tam tahıllı ekmek tüketimi stresi azaltır depresyonu önler. Sağladığı lif içeriği sayesinde sindirim sistemimizin düzenli çalışmasına katkıda bulunur. Kandaki kolesterol düzeyinin kontrolüne yardımcı olur. Tam tahıllı ekmekler B12 hariç B grubu vitaminlerinin temel kaynağı olduğu için troid rahatsızlığı olanlar için ideal bir besindir.  Yüksek tansiyon hastalıklarına karşı etkilidir. Ayrıca ekmek yemek vücudunuzun ekonomik yoldan enerji gereksinimini karşılar.

Dikkat etmemiz gereken en önemli nokta şudur; tükettiğimiz miktar. Her şeyde olduğu gibi fazla tükettiğimiz ekmek de kilo alımını tetikler. Günlük tüketmemiz gereken miktar kişinin boy, kilo, yaş, fiziksel aktivite durumları incelenerek kişinin günlük alması gereken kalori miktarına göre belirlenmelidir.

Ekmek Türk toplumunun temel besinidir. Hem ruhumuzu hem de bedenimizi doyuran en değerli besinimiz ekmeğimiz diyetimizin baş tacıdır. Doya Doya zayıfladığınız sağlıklı zamanlar sizlerle olsun.

 

Diyetisyen Habibe Coşkun

Oku

HORLAMA NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

HORLAMA NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

HORLAMA NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

Horlama hava yolunda darlık oluştuğu durumlarda ortaya çıkan gürültü biçimindeki sestir. Erişkin insanların %25’inde görülür. Erkeklerde daha sık rastlanmaktadır ve şişmanlık risk faktörüdür.

NEDENLERİ

Yumuşak damak ve küçük dil uzunluğu

Aşırı büyümüş bademcikler

Dil kökü hipertrofisi

Burun kemik eğriliği

Burun eti büyümesi

Burun bolipleri horlama nedenidir.

Çocuklarda ise geniz eti ve bademcik problemleri horlamaya neden olur.

Uyku sırasında dil ve boğaz kaslarında gevşeme meydana gelir. Yumuşak damak, küçük dilin uzaması bu gevşemeyle beraber hava yolunu daraltarak horlamaya neden olur. Gevşek kaslar özellikle sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına kaçmasına engel olamaz.

Alkol ya da sakinleştirici ilaç alımı, bu kas gevşemesi dolayısıyla horlamayı arttırır.

Erkeklerde yağlanmanın boyun ve karın bölgesinde yoğunlaşması nedeniyle daha fazla horlama olur. Horlama bütün ev halkını rahatsız edebilir, yaşam kalitesini olumsuzlaştırır. Tıbbi olarakta çok fazla sorunla karşılaşılabilir. Horlayan kişilerde yüksek tansiyon daha fazla görülmektedir.

TEDAVİSİ

Tedavide kilo verme önemlidir. Sırt üstü yatma engellenmeli, sakinleştirici ilaç ve alkol alımı uykudan önce olmamalıdır.

Tedavide yumuşak damak ve küçük dil sarkmaları cerrahi olarak düzeltilmelidir. Aşırı büyük bademcikler alınmalıdır. Burun kemik eğriliği, burun eti büyümesi, burun polipleri ameliyatla tedavi edilmelidir.

Opr. Dr. Can Ercan

Oku

YENİDOĞAN BEBEĞİN TABURCULUK SONRASINDA BAKIM VE TAKİP ÖNERİLERİ

YENİDOĞAN BEBEĞİN TABURCULUK SONRASINDA BAKIM VE TAKİP ÖNERİLERİ

 

Bebeğimizi 2 saatte bir tercihen anne sütü ile emzirelim. Emzirmeyi her iki göğüsten ve her bir göğüs için en az 10 dakika olacak şekilde yapalım. Anne sütü yenidoğan bebekler için çok önemli olup anne sütünü arttıracak en önemli faktör bebeğin anne göğsüne temasıdır.
Annenin bol miktarda sıvı alması ve moralinin yüksek tutulması önemlidir. Anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda bile şekerli su veya pekmez gibi gıdalar verilmemelidir.
Gerekli durumlarda mama desteği sağlanmalıdır. Çok sıcak havalarda az bir miktar su verilebilir fakat annesini aktif emen bebeklerde buna bile gerek yoktur. Bebekte sararma olması veya emmesinde problem olması durumunda mutlaka doktorumuza başvurmamız gerekir. Sarılık olması durumunda güneşe çıkarmamanın veya gece florasan ışığı altında yatırmanın hiçbir anlamı ve faydası olmadığı gibi bebeğe zararı olabilir.
Bebeğin mümkün olduğunca kalabalık ortamlara sokulmaması ve hastalıklı kişilerden uzak tutulması tavsiye edilir. Bebeği yatırırken sırt üstü yatırmak gerekir, yüzüstü yatırmak önerilmez. Yaz döneminde aşırı sıvı kaybı olmaması için çok fazla giydirmemek  gerekir. İhtiyaç halinde klimalı ortam tercih edilebilir fakat klima bakımlarının ( özellikle filtrelerin ) temizlenmiş olması önemlidir. Oda ısısı 24-26 derece arasında tutulmalıdır.
Yenidoğan bebekler yaklaşık olarak günde 10 defaya yakın kaka yapabilirler, bu normal olup alt temizliğini pamuk ve su ile yapmak  ve ıslak mendil kullanmamak gerekir.
Göbek bağı yaklaşık olarak 7-10 gün içinde düşecektir ve evde göbek için alkol  v.b  bakım ürünlerini kullanmaya gerek yoktur. Sadece göbeğe,  bebeğin kakasının ve idrarının temas etmemesi  gerekir. Aşı ve tarama testleri için aile hekiminize;  işitme testi ve diğer testler için ilk hafta içinde çocuk hekimine  başvurmanız önerilir.
Durumunda beklenmeyen bir değişiklik olursa veya aklınıza takılan her hangi bir sorunda hekiminizden bilgi almanız tavsiye edilir.
Uzm.Dr. Devran Demir
Oku

Yenidoğan ve Süt Çocuğunun Beslenmesi

Yenidoğan ve Süt Çocuğunun Beslenmesi
BEBEĞİNİZİN BESLENMESİ
“Her açıdan sağlıklı bir bebek sahibi olmak için bebeğinize İLK 6 AY SADECE anne sütü verin”
Neden Anne sütü?
Bebeklerin normal büyüme ve gelişmelerini sağlayan en uygun besin anne sütüdür. İçeriği sabit olmayıp çocuğun yaşına, fizyolojik durumuna uygun bir değişim gösterir. Dolasıyla her annenin sütü kendi bebeği için en ideal olanıdır. Bu özelliklerden dolayı da hiçbir mama anne sütünün yerini tutamaz.
Anne sütü verilmesinde herhangi bir engel yoksa ilk 6 ay sadece anne sütü verilmelidir. Anne sütü ilk 6 ay tek başına yeterli bir besindir. 6 aydan sonra ek besinleri de alması şartıyla anne sütüne 1-2 yaşına kadar devam edilebilir.
Anne sütü emzirmenin başlıca yararları nelerdir??
*Anne sütü bebeklerin normal büyümesi ve gelişimini sağlayacak ideal yapıdadır. Hiçbir yiyecek anne sütünün yerini tutamaz.
*Anne sütü temizdir ve bebek için en uygun sıcaklıktadır.
*Anne sütünün sindirimi daha kolaydır. Çok zengin gıda içeriğine rağmen, bebeklerin hassas sindirim sistemlerine uygunluk gösterir.
*Anne sütü hastalıklardan koruyucudur. Anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal, alerjik hastalıklar, solunum yolu hastalıkları daha az görülür. Anne sütü bağışıklık ile ilgili maddeler içerir ve bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini kolaylaştırır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde şeker hastalığı , astım obezite, koroner kalp hastalıkları gibi kronik hastalıkların oluşma riskinin daha az olduğu görülmüştür.
*İçerdiği uzun zincirli yağ asitleri sayesinde anne sütü ile beslenen bebeklerin sinir sistemi gelişimlerinin daha iyi ve zeka düzeylerinin daha yüksek olduğu gösterilmiştir.
*Emzirme bebeğin diş ve çene sağlığı için yararlıdır.
*Anne sütü alan bebeklerde bağırsak hastalıkları ve kulak enfeksiyonları riski daha az olur.
*Anne sütü ekonomiktir.
*Anne sütü bebek için doğal bir sakinleştiricidir.
*İlk 6 ay içerisinde bebeklere anne sütü dışında su dahil hiçbir ek gıda verilmesine gerek yoktur.(Doktorunuz önermedikçe)
*Anne sütü tüm organ ve sistemlerin büyümesini düzenleyen büyüme faktörü içerir.
*Emme işlemi çocuğun psiko–sosyal gelişimine katkıda bulunmakta, anne ile bebek arasındaki olumlu ruhsal iletişime ve bebeğin duygusal gereksinimlerinin karşılanmasına yardımcı olmaktadır.
Anne Sütü ve Emzirme Bebek İçin Olduğu Kadar Anne İçinde Önemlidir.
*Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlama ile annede doğum sonrası kanamalar azalacaktır.
*Ebeveynler için kolaylık sağlar. Her zaman hazırdır, ölçmek, karıştırmak veya ısıtmak gerekmez. Özellikle geceleri emzirme anneyi rahatlatır, annenin daha derin uyumasını sağlar.
*Emzirme annenin vücudunun tekrar gebelik öncesi görüntüye dönmesine yardımcı olur. Emzirmek uterusun kasılmasını uyarır, küçülmesini sağlar.
*Emziren anne gebelik boyunca aldığı kiloları daha rahat verir.
*Emzirme annede göğüs kanseri, over kanseri rahim kanseri, osteoporozis (kemik erimesi) oluşum risklerini azaltarak annenin sağlığını korur. Emzirme bebeklerin ideal beslenmesini sağlayan doğal bir yöntemdir. Bunun da başarı ile yapılabilmesi için annenin kendine güvenmesi emzirme konusunda bilgi sahibi olması ve aile fertlerinden destek alması şarttır.
KARMA BESLENME
Beslenme; büyüme, gelişme ve sağlığın korunmasında çok önemlidir. Büyümenin en hızlı olduğu dönem, anne karnındaki dönemdir. 1-3 yaş arasında büyümeyi etkileyen en önemli faktör beslenmedir.
Çocuklar sürekli büyüdükleri için, besin ihtiyaçları da büyüme hızlarına ve yaşlarına göre değişir.
Karma beslenmeye geçmekteki amaç, bir yandan bebeğin artan gıda gereksinimlerini karşılarken; diğer yandan da onu pütürlü şeyler yemeğe alıştırıp, damak tadı oluşturarak, 1 yaşına geldiğinde, ailesi ile sofraya oturup, tam anlamıyla karma beslenmeye uyabilmesini sağlamaktadır.
Bebeğinizin ihtiyacını göre doktorunuz karma beslenmeye geçmemiz gereken zamanı size söyleyecektir. Anne sütü alan bebekler 6 aylık olunca, anne sütü yetersiz olan bebekler ise daha erken karma beslenmeye geçebilirler. İdeal olan, ilk 6 ay bebeği sadece anne sütü ile beslemektir. Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan pediatri Akademisi, T.C. Sağlık bakanlığı ilk 6 ayda her bebeğin mutlaka ve yalnızca anne sütü ile beslenmesini önermektedir.
Karma beslenme, anne sütünden daha üstün değildir. Bu yüzden karma beslenmeye başlamakta acele edilmemelidir. Karma beslenmeye başlansa dahi, 6-12 ay arasında bebeğin besin gereksiniminin yarısı veya yarısından fazlası anne sütünden karşılanmalıdır.
Bu dönemde çocuklarda çok belirgin olarak yetişkin gıdalarına özenme, anne babanın yediği gıdaları tatma duygusu vardır. Çoğu anne ve baba bunu fark edip, çocuklarına yediklerinden tattırmaktadır. Bebeğin bu aylarda gösterdiği merak, her şeyi ağzına götürme isteği ile ilgilidir. Bebeğinizin ağzına götürdüğü, sizin ona tattırdığınız şeylerin faydalı olduğu anlamına gelmez. Hatta bebeklerin sindirim sistemleri o kadar hassastır ki, ona bile zarar verebilirsiniz.
NEDEN EK GIDALARA DAHA ÖNCE BAŞLAMIYORUZ?
1-Erken verilecek ek besinler, bebeğin anne sütünden yeterince yararlanmasına engel olacaktır.
2-Büyüme açısından bebeğiniz için ANNE SÜTÜ TÜM GIDALARDAN DAHA FAYDALIDIR.
3-İlk aylarda dili dışarı itme refleksi güçlü olduğundan anne sütü bu reflekse uygun beslenme şeklidir.
4-Böbrek fonksiyonları ve sindirim enzimleri anne sütü dışındaki besinlere uygun değildir.
5-Ek gıda alerji yapabilir.
6-Enfeksiyon ve besinlerden mikrop kapma tehlikesi vardır.
EK BESİNLERE GEÇ BAŞLAMANIN SAKINCALARI NELERDİR?
1-Anne sütünün altıncı aydan sonra tek başına verilmesinin sürdürülmesi; yetersiz enerji ve yetersiz besin alımına ve büyüme geriliğine yol açabilir.
2-Demir ve çinko gibi elemanlar yeterli olmayabilir.
3- Çiğneme gibi yeme işlevlerinin gelişmesi, bebeğin yeni tat, lezzet ve yapıdaki besinlere alışması gecikir. Çocukluk çağında yemek sevmeme alışkanlığı doğurabilir.
EK BESİNLERE GEÇİŞTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:
1-Besinler hazırlanmadan ve bebek beslenmeden önce, eller iyice yıkanmalı ve mümkünse kağıt havlu ile kurulanmalıdır. Besin hazırlığı ve beslenme esnasında temizlik kurallarına dikkat etmek, ishallerin önlenmesi açısından önemlidir. Çocukluk çağı ishallerinin en önemli nedeni, mikropların besinlere bulaşmasıdır.
2-İlk kez verilecek besinler bebek açken denenmelidir.
3-Ek besinler tek öğün olarak ve çok az miktarda verilmeye başlanılmalı giderek arttırılmalıdır.
4-İlk kez verilecek besinlere en az 3 gün veya bir hafta arayla başlanabilir. Olabilecek alerjik reaksiyonlar dikkatle takip edilmelidir.
5-Bir besine karşı alerji tespit edilirse, o besin kesilmeli 15-20 gün sonra tekrar denenmelidir.
6-Tüm besinler kaşıkla verilmelidir.
7-Bebeğe verilecek yiyecekler doğal ve taze ürünler kullanılarak hazırlanmalı, hazırlanan besinler uzun süre oda ısısında bekletilmemelidir.
8-Bebeğiniz ek besinlere başladığında mutlaka bir mama sandalyesi alınmalı, tüm ek besinler masa başında, sandalyesine oturtularak yedirilmelidir. Siz yemek yerken de sizle oturmasına izin verin. Yemek zamanı sofraya birlikte oturup, sofradan onunla birlikte kalkın. Aile içinde bir birey olduğu, sofra kurallarına uyması gerektiği küçük yaşından itibaren ona hissettirilmelidir.
9-Bebeklerin yiyeceklerine 1 yaşına kadar tuz katılmamalıdır.
10-Çocuklarınızın damak tadını siz şekillendiriyorsunuz. Unutmayın ki siz tadının güzel bulmasanız da bebeğiniz şekersiz ve tuzsuz gıdaları severek yiyebilir.
Karma beslenmeye başlayan bebeklere su verilebilir. Her beslenme sonrası birkaç tatlı kaşığı kaynamış, soğumuş içme suyu çocuğa verilmelidir.
Besinlerin kıvamı:
Bebeklerin mide kapasiteleri yaşlarına göre zamanla artar. Karma beslenmeye geçildiğinde, püre kıvamındaki yiyeceklerin verilmesi tercih edilmelidir. Püre besinler sıvı kıvamlı besinlerden daha fazla kalori içerir. Çok yoğun verilen besinlerin de bebek tarafından reddi kolaydır. O yüzden besinlerin kıvamının da zamanla, acele etmeden arttırılması gerekmektedir.
Besinlerin Miktarı:
Öncelikle besinler az miktarda verilir, bebeğin ilk kez besinlerle karıştırılmasını “besinlerin tattırılması” olarak algılamak gerekir. Yarım çay bardağı (30-35 ml)ile başlanıp, yavaş yavaş besin miktarları arttırılmalıdır. Her insanın olduğu gibi, bebeklerin de beslenme miktarı değişkendir. Ortalama alması gereken miktar kolayca bebeğin ayı kadar çorba kaşığı yemesi ile hesaplanır. Örneğin 7 aylık bir bebeğin 7 çorba kaşığı karma besin alması yeterlidir.
4-6 ay
Anne sütü yeterli değilse 4, aydan itibaren bile karma beslenmeye geçilebilir. Karma beslenmeye geçiş zamanını doktorunuz size söyleyecektir.
Anne sütü ve ek olarak 2-3 öğün ek besin
Meyve ve sebze suları ( elma, armut, havuç )-(hazır meyve suları kullanmayınız)
Yoğurt ( ev yapımı )
Muhallebi ( pirinç unu ve su ile yapılmış )
Pekmez ( 1 çay kaşığı kadar )
Yumurta sarısı ( ¼ ile başlanır, 1 ay içerisinde yavaş yavaş arttırılarak tam yumurta sarısına tamamlanır )
Hazırlama:
Meyve püresi: Mevsimine göre meyveler seçilir. Kışın tercihen elma, yazın da şeftali ile başlanabilir.
Hazırlanışı: Meyve iyice yıkanır, kabukları soyulur, cam rendede rendelenir. İlk kez verildiğinde yarım çay bardağı ile başlanır. Miktarları yavaş yavaş arttırılır.
Sebze püresi:1 tatlı kaşığı pirinç, 1/2 adet havuç,1/2 orta boy patates yıkanır, soyulup küçük bir tencereye konulur. Üzerini örtecek kadar içme suyu ilave edilir, kaynatılır, iyice pişmesi beklenir. Az su ile tel süzgeçten geçirip, püre haline getirilir. Çocuğa bir iki tatlı kaşığı vererek başlanır. Miktarları ve 2 günde 1 çeşitleri yavaş yavaş arttırılır. Püreye 2.hafta 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 3.hafta 1 yemek kaşığı kıyma eklenir.
Yoğurt: Sindirimi kolay olduğundan bebekler için iyi bir besindir. Ayrıca bağırsak mikroflorası için gerekli bakterileri içerir. Bir litre süt kaynatılır, elin yakmayacağı sıcaklıkta 40 dereceye kadar soğutulur. 1-2 çorba kaşığı süt içinde sulandırılmış 1 çorba kaşığı yoğurt maya olarak süte eklenir ve yavaşça karıştırılır. Tencerenin üstü sarılarak en az 4 saat kadar sıcak ortamda bekletilir. Hazırlanan yoğurt 2-3 gün süre ile bebeğinize verilebilir(200 ml ‘lik kavanoza 1 tatlı kaşığı tepeleme yoğurt ile tarif daha uygun olur).
7, ay
Bebeğiniz çiğneme hareketlerinin başladığı 7.aydan itibaren pütürlü besinleri yemeğe ve kahvaltıya başlayabilir.
Anne sütü ve ek olarak 2-3 öğün ek besin
Yumurta sarısı ( tam )
Meyve ve sebze suları (hazır meyve ve sebze suları kullanmayınız)
Yoğurt ( ev yapımı )
Muhallebi ( pirinç unu ve su ile yapılmış )
Pekmez ( 1 çay kaşığı kadar )
Ekmek içi
Et ( tavuk eti, balık eti ,kıyma)
Sebze çorbaları veya püreleri ( zeytinyağı ve kıyma kullanılabilir )
Kahvaltı
Kahvaltıya 6,-7,aylarda başlanabilir. Kahvaltıyı hazırlarken ekmek içi ,pekmez ,tuzsuz peynir ve yumurta sarısı kullanılabilir. Yeni besinleri kahvaltıya günden güne artan sayı ve miktarda eklemek uygun olur. Böylece hem bebek ek gıdalara yavaş yavaş ve teker teker alıştırılır; hem de eğer alerjik bir etki ortaya çıkarsa bu etkinin hangi gidadan kaynaklandığı anlaşılabilir.
Örnek olarak
*100 ml anne sütü veya formül mama
*1 dilim zenginleştirilmiş ekmek içi
*1 kibrit kutusu kadar tuzsuz pastörize beyaz peynir veya 1 tatlı kaşığı labne peynir
*1 tatlı kaşığı pekmez veya katkısız reçel
Bebek bu karışıma alıştıktan sonra çeyrek yumurta sarısı ilave edilir.Yumurta sarısı ile peynir ayrı bir karışım halinde de hazırlanabilir.Yumurta sarısı giderek artıtılarak tam bir yumurta sarısı verilebilir.Yumurta sarısı günde yarım veya gün aşırı 1 tane vermek daha uygun olacaktır.
YAYLA ÇORBASI
İÇİNDEKİLER;
3/4 su bardağı yoğurt
1/2 su bardağı su
1 yemek kaşığı pirinç
1 çay kaşığı sıvı yağ
1 çay kaşığı un
Yapılışı;Pirinç ayıklanır,yıkanır ve su ile haşlanıp,ılımaya bırakılır.Ardından yoğurt ile un karıştırılıp haşlanan pirincin üzerine eklenir.Karıştırılarak pişirilip üzerine yağ eklenir.
TARHANA ÇORBASI
İÇİNDEKİLER;
1 su bardağı su
1 yemek kaşığı tarhana
1 tatlı kaşığı yağ
Yapılışı;Tarhana soğuk su ile ezilir ve karıştırılarak pişirilir.Yağ eklenir.Tarhana acısız olmalıdır.
UYARI:Bebeğin dişleri günde en az 1 kere tülbent ile silinmelidir.Hazırladığınız besinlerde yeşil yapraklı bitkiler varsa,o besin tekrar ısıtılmaz.Tekrarlayan ısıtmalar sonucu besin içindeki nitrit artar.
8.ay
Anne sütü ve ek olarak 3-4 öğün ek besin
Tam yumurta sarısı
Meyve ve sebze suları (hazır meyve ve sebze suları kullanmayınız)
Yoğurt ( ev yapımı )
Muhallebi ( pirinç unu ve su ile yapılmış )
Pekmez ( 1 çay kaşığı kadar )
Et ( tavuk eti, balık eti,dana eti )
Somon, tuna, sardalya, uskumru, ringa balığı gibi yağlı balıklar yüksek oranda omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri içerir ve bu yağ asitleri nöro¬motor gelişim için önemlidir.
Sebze çorbaları veya püreleri ( zeytinyağı ve kıyma kullanılabilir )
İyi ezilmiş ev yemekleri ( kıymalı – sebzeli )
Tahıl ve kurubaklagil ezmeleri
Artık çocuğa köfte ve tavuk vermeye başlanabilir.Kıyma ve ekmek içi ile hazırlanan köfte kurutulmadan ızgara yapılır küçük lokmalarla verilir.Tavuk,kıyma şeklinde verebileceği gibi,göğüs haşanıp,didiklenerek de verilebilir.Balık,kılçıksız olmasına çok özen gösterilecek,buğulama veya ızgara şeklinde verilebilir.Artık besinleri püre kıvamına getirmek yerine sadece çatalla ezmek yeterli olacaktır.( Balık bu ayda verilebilse de dünya sağlık örgütünün önerisi cıva kirliliği nedeniyle 1 yaş sonrası başlanmasıdır.)
Kurubaklagiller çok değerli bitkisel protein kaynağıdır.
Sebze çorbasına karıştırılarak verilmeye başlanabilir.Pirinç,patates,havuç ve mercimekle harika bir çorba yapılabilir.
UYARI:Püre şeklindeki yiyeceklere bebeğin çiğneme yeteneğinin kazanıldığı döneme kadar devam edilmeli,daha sonra kıvam dereceli olarak arttırılmalıdır.Besinin kıvamı bebeğin gelişimine uygun değilse,bebek yeterli miktarda besini tüketemez ya da gereken miktarın çok üstünde alır. Ayrıca zamanında pütürlü yiyeceklere alışamayan çocuklar ileride de püre halinde beslenmek isteyeceklerdir.
Bebeğinizi blender bebeği haline getirmeyiniz!
UYARI:Et suyu yada yemeklerin suyu sanıldığı kadar besleyici değildir.Etin kendisinin,yemeğin taneli kısmının verilmesi gerekmektedir.
MERCİMEK ÇORBASI
İÇİNDEKİLER;
1 yemek kaşığı kırmızı mercimek
1 su bardağı su
1 çay kaşığı sıvı yağ
Yapılışı;Mercimek ayıklanır,yıkanır ve kaynamakta olan suya salınır.Ateşin altı kısılır,mercimekler yumuşayıncaya kadar pişirilir,yağ eklenir.
PİRİNÇ/MERCİMEK ÇORBASI
İÇİNDEKİLER;
1/2 yemek kaşığı kırmızı mercimek
1/2 yemek kaşığı pirinç
1 su bardağı su
1 çay kaşığı sıvı yağ
Yapılışı;Mercimek ayıklanır,yıkanır ve kaynamakta olan suya salınır.Yumuşayıncaya kadar pişirilir.yağ eklenir.Çorba,pirinç yerine bulgur konarak da yapılabilir.
NOHUT VEYA KURU FASULYE EZMESİ
İÇİNDEKİLER;
2 yemek kaşığı nohut veya kuru fasulye
1 çay kaşığı yağ
2 su bardağı su
Yapılışı;Nohut ve fasulye ayıklanır,yıkanır ve 8-10 saat süreyle ıslatılır.Islatma suyu dökülür.Yumuşayan nohut ve fasulyenin kabukları soyulur.Üzerini 1-2 parmak geçecek kadar su ilave edilip,yumuşayıncaya kadar pişirilir.Pişen nohut ve fasulye kendi suyunun içinde ezilerek verilir.
8 aylık bebek için örnek menü
kahvaltı
-Anne sütü vey hazır mama(100 ml)
-1 yumurta sarısı
-1 çay kaşığı tereyağı
-1 tatlı kaşığı reçel ya da pekmez
-3-4 adet bisküvi veya 1 dilim ekmek
-1 kibrit kutusu kadar peynir.
Öğle
-2 yemek kaşığı kıymalı sebze püresi
-Yarım veya 1 dilim ekmek
İkindi
-1 küçük kase yoğurt(150 ml) ya da anne sütü
-1 küçük kase meyve püresi
Akşam
-1 kase muhallebi veya 1 kase çorba
Gece
-Anne sütü veya hazır mama
Uyanınca
-Anne sütü
9-12 .ay
Bu ayda bebeklerin çiğneme ve yutma hareketleri artık gelişmiş durumdadır. Bebeğe sevdiği besinlerden verilmeli, sevmediği bir yiyecek zorla verilmemelidir. Bebeğiniz artık yavaş yavaş her türlü yiyeceği yiyebilir duruma gelmiştir. Ev yemeklerine tuz katmadığınız ve az yağ kattığınız takdirde, çocuğunuza verebilirsiniz.
Türk mutfağındaki birçok besin çocuklar için besleyicidir. Zeytinyağlılar ,çorbalar, pilavlar ve makarnalar tercih edilebilir.
9-12 aylık Bebek için örnek menü kahvaltı
• 1 çay bardağı formül mama veya anne sütü
• ½ kibrit kutusu peynir
• 1 yumurta
• 1 tatlı kaşığı pekmez veya reçel
• ½ ince dilim ekmek veya 2-3 adet bisküvi
(bazı günler tahıllı ,kuru meyveli sütlü karışım verilebilir.)
Ara;
• 1 çay bardağı meyve püresi
Öğle;
• 5-6 silme yemek kaşığı kıymalı sebze püreleri
(sebzeli tavuk yada balık)veya patates püresi(makarna ,pilav)
• 1 çay bardağı içecek(su ayran taze meyve suyu)
İkindi;
• 1 kase yoğurt
• 1 dilim ekmek veya kek veya 2-3 bisküvi
• ½ -1 kase meyve püresi
Akşam;
• 1 kase muhallebi veya öğlen öğününün aynısı
• Anne sütü veya formül süt
SÜT ÇOCUKLARINDA SAKINILMASI GEREKEN BESİNLER NELERDİR?
Çay:Çay ,süt çocukları ve küçük çocuklara önerilmez.İçeriğinde tanen olması,demir ve diğer minaralleri bağlayıcı özelliğinden dolayı demir eksikliğine neden olur.İçine ilave edilen şeker,iştahsızlığa ve diş çürüklerine neden olur.
Bitki çayı:Papatya çayı,yeşil çay v.s bitki çaylarının da demir emilimini azaltıcı etkisi vardır.Aynı zamanda bazı farmakolojik ajanlar içeren bitki çaylarının ,süt çocukları ve küçük çocuklar için güvenirliği konusunda yeterli bilimsel araştırma yoktur.
Bal:Bal,Clostridium botulinum sporlarını içerebilmesi nedeni ile botulizm zehirlenme tehlikesi taşır.Süt çocuklarının mide asidi düzeyi düşük olduğundan bu sporları öldüremez,bu nedenle bir yaşından küçük çocuklara bal önerilmez.
Bakla:Bazı enzim eksikliği olan çocuklarda kanın yıkılmsına neden olabileceği için süt çocukluğu döneminde önerilmez.
Patlıcan:Az miktarda b1-b2 vitamini dışında besleyici yönü yoktur.
Kuru yemişler:Çocukların erişkinler gibi yutma fonksiyonları 5 yaşında gelişir.Bu zamana kadar kabuklu yemişler boğulma tehlikesi doğurabilir.
Kabuklu deniz ürünleri:Ağır maden içerikleri yüzünden verilmez.
Aşırı lifli besinler:12, aya kadar verilmez.
Yüksek şeker içeriği olan veya tatlandırıcı kullanılmış besinler pastörize edilmemiş peynirler: Besin zehirlenmesine neden olabilir.
Tam pişmemiş yumurta:Besin zehirlenmesine (salmonella enfeksiyonuna )neden olabilir.Yumurtanın beyazı allerji riski nedeniyle 1 yaşından sonra verilebilir.
Katkı maddesi içeren her türlü yiyecek içecek , hazır çorbalar,muhallebiler vs.
1-2 yaş arası Çocuğun beslenmesi
Bu yaşlarda çocuğun aile sofrasına oturup,aynı yiyeceklerden yemesi önemlidir.
Günlük dengeli olarak et, süt, tahıl, meyve, sebze, karbonhidrat ve yağ grubu gıdaları tüketmeleri gerekir.Anne sütü alan bebekler 2 yaşına kadar emzirilebilir.
Diyete yeni eklenen yiyeceklerde dikkatli olunmalıdır. Ekstra eklenen şeker ve tuzdan kaçınılmalıdır.Yemeklere az miktarda iyotlu tuz eklenebilir.1-3 yaş arası çocukların günde 2 gr ‘dan fazla tuz (veya 0,8 gr sodyum)alması önerilmez.
Bu dönemde 350 mg günlük kalsiyum ihtiyacı vardır.250-300 gr süt-yoğurt ve bir kibrit kutusu peynir bu ihtiyacı karşılar.İlk yıldan farklı olarak ,artık inek sütü içecek olarak kullanılabilir. Günlük 1-2 su bardağı süt yeterlidir.Fazla tüketilmesi çocuğun iştahını azaltır, kansızlık ve kabızlık doğurabilir. Yağsız, diyet sütler 2 yaşına kadar kullanılmaz. Yoğurt, kefir, peynir fermente süt ürünüdür. Fermente sütlerin ,sıvı süt ile besin içeriği aynıdır.
Yumurta beyazı ve bal da yavaş diyete eklenir.
Demir ihtiyacı bu dönemde de devam etmektedir.Kırmızı et tüketimine dikkat edilmelidir.
Balik biyolojik yüksek protein ve omega 3 kaynağıdır. Ayrıca, demir ve çinkodan da zengin bir besindir.Tuzlu su balıkları iyi bir iyot kaynağıdır.Haftada 2 kez balık verilmesi önerilir.Balık yağı yemeyen çocuklara balık yağı verilebilir.
Meyve suyu iyi bir c vitamini kaynağıdır.Fazla miktarda tüketilmesi çocuklarda doygunluk hissi yaratacağından diğer besinlere karşı iştahsızlığa neden olur.Diş çürüklerine yol açmakatadır.Bu nedenle,meyve suyunun yerine meyve tüketilmesi daha uygundur.
Büsküvi, kraker gibi hazır satılan yiyeceklerde bulunan koruyucu maddelere, fındık, fıstık kremaları gibi alerjen maddelere dikkat edilmelidir. Çikolata, şeker ,cips , gazlı içecekler gibi abur cubur besinler verilmemelidir.
Unutmayalım ki,çocuklar yeme alışkanlıkları dahil her şeyi,onları yetiştiren büyüklerinden öğrenirler.Çocuklardan istediğimiz sağlıklı beslenme alişkanliğinız kendimiz benimseyip uygulamazsak,çocuğumuzun beslenme eğitiminin yetersiz olucağı bilinmelidir.
Oku

7/24 Acil Servis

7/24 Acil Servis

Bayram, tatil, özel gün gözetmeksizin her türlü acil durumda tam teşekküllü ambulanslarımızla yanınızdayız.

Oku

Modern Klinikler

Modern Klinikler

En yeni ve modern kliniklerimiz ve tanı imkanlarımızla her zaman hizmetinizdeyiz.

Oku